Sultan Abdülaziz: Yaşamı, Dönemi ve Kabri

Sultan Abdülaziz, 8 Şubat 1830 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası padişah Sultan II. Mahmud, annesi ise İstanbul’a kazandırdığı eserlerle bilinen hayırsever Pertevniyal Sultan’dır. Babasının başlattığı modernleşme hareketleri, Şehzade Abdülaziz’in eğitimine de doğrudan yansıdı. Geleneksel saray eğitiminin yanı sıra Batı tarzı dersler de alarak son derece çok yönlü yetiştirildi:

  • Dini ve Edebi Eğitim: Dönemin en seçkin alimlerinden, geleceğin Şeyhülislamı Hoca Kadri Efendi‘den din ilimleri, Arapça, Farsça, hat sanatı ve edebiyat öğrendi.
  • Batı Dünyası ve Dil: Fransız mürebbiyeler ve hocalar eşliğinde Fransızca öğrendi. Batı dünyasının siyasi yapısını ve coğrafyasını yakından takip edecek düzeyde bir genel kültüre ulaştı.
  • Müzik ve Görsel Sanatlar: Klasik Türk müziği üzerine derinleşti, ney üflemeyi ve lavta çalmayı öğrendi. Batı müziğine de ilgi duyarak besteler yaptı (Bestelediği “Hicaz Sirto” hala bilinir). Ayrıca saray ressamı Chlebowski’den dersler alarak, askeri gemi eskizlerini bizzat çizecek kadar iyi bir resim yeteneği kazandı.
  • Beden Eğitimi ve Spor: Güçlü fiziğiyle dikkat çeken Şehzade; cirit, okçuluk, binicilik ve özellikle pehlivanlık (güreş) eğitimi aldı.

Ağabeyi Sultan Abdülmecid’in 1839’da tahta çıkmasıyla veliaht ilan edilen Abdülaziz, baskı altında büyümek yerine, ilgi duyduğu askeri, sanatsal ve spor alanlarında kendisini serbestçe geliştirme fırsatı buldu. Ağabeyinin vefatı üzerine 25 Haziran 1861‘de 32. Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı.

Sultan Abdülaziz Dönemi Islahatları ve Yenilikleri

Sultan Abdülaziz’in 15 yıllık saltanatı (1861-1876), Osmanlı’nın altyapı, eğitim, hukuk ve askeri alanda çağ atladığı bir dönem oldu.

  • Devasa Donanma Gücü: Denizciliğe büyük önem vererek dönemin İngiltere ve Fransa’sından sonra dünyanın en büyük 3. zırhlı donanmasını kurdurdu.
  • Altyapı ve Ulaşım: Anadolu ve Rumeli’deki demiryolu uzunluğu neredeyse üç katına çıkarıldı. Haydarpaşa-İzmit hattı açıldı, ilk posta pulu basıldı ve modern itfaiye teşkilatı kuruldu.
  • Hukuk ve Eğitim: Bugün hala varlığını sürdüren Danıştay (Şûrâ-yı Devlet) ve Yargıtay (Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye) kuruldu. Galatasaray Lisesi (Mekteb-i Sultani) ve İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) bu dönemde faaliyete geçti.

Avrupa Seyahati ve Şehzade Abdülhamid

Sultan Abdülaziz, Osmanlı tarihinde Avrupa’ya dostane ve resmi amaçla seyahat eden ilk ve tek padişahtır. 21 Haziran – 7 Ağustos 1867 tarihleri arasında gerçekleşen bu seyahat, Fransa İmparatoru III. Napolyon’un davetiyle başladı; Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya ve Avusturya-Macaristan’ı kapsadı.

Sultan Abdülaziz, Batı dünyasının teknolojisini ve işleyişini bizzat görmeleri için yanına iki önemli şehzadeyi de aldı: Şehzade Murad (V. Murad) ve Şehzade Abdülhamid (II. Abdülhamid). Genç Şehzade Abdülhamid, bu seyahat boyunca Batı diplomasisini, Avrupa’nın sanayi gücünü ve saray protokollerini yakından gözlemledi. Bu vizyon, ilerleyen yıllarda kendi 33 yıllık saltanatında izleyeceği dış politikanın temelini oluşturacaktı.

Askeri Darbe ve Sır Dolu Suikast Süreci

Sultan Abdülaziz’in güçlü ordu politikası, Rusya karşısındaki bağımsız duruşu ve saray harcamaları, dış borç kriziyle birleşince içte muhalefeti artırdı. Mithat Paşa ve Hüseyin Avni Paşa liderliğindeki cunta, 30 Mayıs 1876 günü Dolmabahçe Sarayı’nı kuşatarak padişahı tahttan indirdi.

İlk olarak Topkapı Sarayı’na götürülen Sultan, burada kasıtlı olarak amcası III. Selim’in katledildiği odaya konularak psikolojik baskıya maruz bırakıldı. Ardından kendi isteği üzerine Beşiktaş’taki Feriye Sarayı’na nakledildi.

4 Haziran 1876 sabahı Sultan Abdülaziz, Feriye Sarayı’ndaki odasında iki bileğinin damarları kesilmiş halde kanlar içinde ölü bulundu. Darbeci hükümet, olayı resmi olarak “küçük bir cep makasıyla intihar” olarak dünyaya ilan etti. Ancak bu iddia tıp ve tarih mantığıyla hiçbir zaman uyuşmadı:

  1. Tıbbi İmkansızlık: Bir insanın sağ eliyle sol bilek damarlarını derinlemesine kestikten sonra, sol eliyle sağ bilek damarlarını da aynı derinlikte kesmesi fiziken imkansızdır.
  2. Yıldız Mahkemesi Kanıtları: II. Abdülhamid döneminde (1881) kurulan Yıldız Mahkemesi’nde olay yeniden yargılandı. Görgü tanıkları ve failler, Hüseyin Avni Paşa’nın talimatıyla pehlivanların padişahın üzerine çullanarak onu yatağında boğduklarını, ardından intihar süsü vermek için damarlarını kestiklerini itiraf ettiler.

Günümüzde tarihçiler, Sultan Abdülaziz’in ölümünün bir intihar değil, planlı ve vahşi bir askeri darbe suikastı (cinayet) olduğunu kabul etmektedir.

Darbe hükümeti, halkın galeyana gelmesini önlemek amacıyla cenaze sürecini büyük bir gizlilik ve süratle yürüttü:

Cansız bedeni Feriye Sarayı’ndan alınarak hemen Topkapı Sarayı’na nakledildi. Cenaze yıkama (gasil) işlemi, Topkapı Sarayı sınırları içerisindeki Kuşhane Meydanı‘nda (Saray Gasilhanesi) yapıldı. Doktorların üstünkörü incelemesinin ardından hemen defin hazırlıklarına geçildi.Cenaze ikindi namazını müteakip Sultanahmet Camii‘nde kılındı. Namazı, darbenin meşruiyet fetvasını veren dönemin Şeyhülislamı Hayrullah Efendi kıldırdı.

Kabri Nerede?

Namazın ardından naaş, Çemberlitaş’a götürüldü. Bugün İstanbul Fatih ilçesi Divanyolu Caddesi üzerinde bulunan Sultan II. Mahmud Türbesi içerisine defnedildi. Kabri; babası II. Mahmud ve daha sonra yanına defnedilecek olan yeğeni II. Abdülhamid ile aynı türbe binası içinde yer almaktadır.

Paylaş

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: