Osmanlı’nın İlk Şeyhülislamı: Molla Fenari Camii ve Türbesi

Asıl adı Şemseddin Mehmed b. Hamza olan Molla Fenari, 1350 yılında (bazı kaynaklara göre Maveraünnehir’de veya Anadolu’da) doğmuştur. “Fenari” nisbesini, babasının fenercilik mesleğinden veya aslen fener üretimiyle bilinen bir bölgeden gelmesinden ötürü aldığı rivayet edilir.

Genç yaşlardan itibaren döneminin en büyük ilim merkezlerinde eğitim gördü. Amasya, Bursa, Konya ve ardından dönemin en büyük akademik havzası olan Mısır’a giderek fıkıh (hukuk), tefsir, mantık ve matematik alanlarında derinleşti. Mısır dönüşünde Osmanlı’nın başkenti Bursa’ya yerleşti ve adını devlet kademelerinde duyurmaya başladı.

Adalet Makamında Bir Ömür: Bursa Kadılığı

Molla Fenari, Yıldırım Bayezid döneminde Bursa Kadısı olarak atandı. Osmanlı’da kadılık, sadece bugünkü anlamda bir hakimlik değil; aynı zamanda şehrin mülki amirliği ve belediye başkanlığı demekti. Fenari, bu görevde adaleti tavizsiz uygulamasıyla tanındı.

Şeyhülislamlık Makamının Doğuşu

Osmanlı Devleti’nde din, eğitim ve hukuk işlerinin tek bir çatı altında toplanması ihtiyacı doğunca, Sultan II. Murad döneminde (1424 yılında) Molla Fenari’ye “müftü” (başmüftü) unvanı verildi.

Tarihçiler, bu atamayı Osmanlı’daki Şeyhülislamlık makamının resmi başlangıcı olarak kabul eder. Böylece Molla Fenari, Osmanlı tarihinin ilk şeyhülislamı olarak devlet protokolünün en üst sıralarındaki yerini aldı ve ölümüne kadar bu makamda kaldı.

Anlatılanlara göre Molla Fenari, Yıldırım Bayezid’in şahitlik yaptığı bir davada, padişahın cemaatle namaz kılma alışkanlığının zayıf olduğunu gerekçe göstererek padişahın şahitliğini yasal olarak kabul etmemiştir. Bu olay, onun hukukun üstünlüğüne ve adalete olan mutlak sadakatinin en büyük kanıtıdır.

Sadece Bir Din Alimi Değil, Bir Matematikçi ve Filozof

Molla Fenari’yi yaşadığı dönemin diğer alimlerinden ayıran en büyük özellik, çok yönlülüğüydü. Din ilimlerinin yanı sıra:

  • Matematik ve Astronomi: Dönemin astronomi çalışmalarını yakından takip etmiş, matematiksel mantık üzerine yazılar yazmıştır.
  • Tasavvuf ve Felsefe: İbnü’l-Arabi’nin “Vahdet-i Vücud” felsefesini Osmanlı entelektüel dünyasına tanıtan ve sistemleştiren en önemli isimlerden biridir. Yazdığı Aynü’l-A’yân (Fatiha Suresi tefsiri) adlı eseri, felsefe ile dinin muazzam bir sentezidir.

Molla Fenari, eğitimi ve ilmi sadece teoride bırakmamış; Bursa’da kendi parasıyla bir medrese yaptırmış ve zengin kütüphanesini talebelerin hizmetine sunmuştur. Ayrıca ticaretle de uğraşmış, ipekçilik yaparak kendi geçimini sağlamış, devlete yük olmamaya özen göstermiştir.

Somuncu Baba’nın İzinde Bir Alim

Molla Fenari’nin hayatındaki en kırılma noktalarından biri, Bursa’nın manevi güneşi Somuncu Baba ile olan dostluğudur. Bursa Ulu Cami’nin açılışında Somuncu Baba’nın Fatiha Suresi’ni yedi farklı işari manada tefsir etmesi üzerine, Molla Fenari’nin: “Biz Fatiha’nın zahiri tefsirini anladık, ancak Şeyh Hazretleri bu surenin sırlarına vakıf olduğunu gösterdi” diyerek ona intisap ettiği rivayet edilir. Bu manevi etkileşim, onun eserlerindeki derin tasavvufi dokunun da kaynağıdır.

Vefatı

Molla Fenari, 1431 (Hicri 834) yılında Bursa’da vefat etmiştir. Kabri, Bursa’da kendi yaptırdığı ve kendi adını taşıyan Molla Fenari Camii’nin haziresinde (bahçesinde) bulunmaktadır.


Molla Fenari’nin Başlıca Eserleri

Molla Fenari, arkasında yüzden fazla eser bırakmıştır. Eserleri asırlarca Osmanlı medreselerinde temel müfredat olarak okutulmuştur.

Eser AdıAlanıÖnemi
Aynü’l-A‘yânTefsirFatiha Suresi üzerine yazdığı, Somuncu Baba’nın etkilerini taşıyan başyapıtıdır.
Fusûlü’l-Bedâyi‘Fıkıh UsulüYaklaşık 30 yılda tamamladığı, hukuk metodolojisi eseridir.
Esîrü’l-Ebherî ŞerhiMantıkMantık ilminin temel kurallarını anlatan, medreselerin vazgeçilmez kitabıdır.
Misbâhu’l-ÜnsTasavvufİbnü’l-Arabi ekolünün (Vahdet-i Vücud) anlaşılmasını sağlayan temel şerhtir.

Molla Fenari Camii

Cami, Türk bilgini ve ilk Osmanlı şeyhülislamı Molla Fenari ünvanlı Mehmet Şemsettin tarafından yaptırılmıştır. Mescit, günümüzde büyük ölçüde yeniden yapılmıştır. Ancak minarenin şerefeye kadar olan bölümü özgündür. Mescidin asıl ibadet alanı iki bölüme ayrılmış olup, üzeri tümüyle tonozla örtülmüştür. Mihrap tarafı, yuvarlak tonozla, arka tarafı ise beşik tonozla örtülmüştür. Dıştan ise, kurşunla kırma çatıyla kaplıdır. Bu iki mekânı Bursa tipi bir kemer ayırmıştır. Mescidin mihrabı 16. yüzyıl çinileriyle süslenmiştir.

Molla Fenari, 1431 yılında vefat ettiğinde caminin bahçesine defnedilmiştir

Konumu

Paylaş

Yorum yapın

error: