
İstanbul Fatih ilçesi, Hobyar Mahallesi Aşirefendi Caddesi üzerinde yükselen cami, klasik İstanbul camilerinden oldukça farklı bir çehreye sahiptir. Adeta bir Hint veya Suriye esintisi taşıyan özgün minaresi ve cephesini süsleyen çinileriyle hemen kendini belli eder.
İlk mescit, 1473 (bazı kaynaklara göre 1477) yılında Hoca Hubyar (Hoca Üveys Paşa) tarafından yaptırılmıştır. 1477 tarihli vakfiyesinden edinilen bilgiye göre; Hoca Hubyar Bey toplamda 2300 akçelik gelirini bu mescit ile Cerrahpaşa’da bulunan diğer mescidine bırakmış, imamlara ve müezzinlere buradan ödeme yapılmasını şart koşmuştur
Yüzyıllar içinde harap olan ve yıkılma derecesine gelen bu ilk klasik mescit yapısı, II. Abdülhamid döneminde Sirkeci bölgesinin yeniden yapılandırılması sürecinde tamamen ortadan kalkmıştır.
Yeniden Doğuş: Mimar Vedat Tek Dokunuşu
Bugün önünden geçtiğimiz modern ve estetik Hobyar Camii, aslında Osmanlı’nın son dönemi olan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı‘nın en nadide örneklerinden biridir.
Büyük Postane binası inşa edilirken (1905-1909), postane çalışanlarının ve bölge halkının ibadet ihtiyacını karşılamak amacıyla hemen arkasındaki bu harap mescidin yeniden yapılmasına karar verilmiştir. Türkiye’nin formel eğitim almış ilk Türk mimarlarından olan Mimar Vedat Tek, hem Büyük Postane’yi hem de onunla bütünlük oluşturacak bu camiyi tasarlamıştır.
Mimar Vedat Tek, camiyi sekizgen planlı (köşe yeri kesik kare planlı) tasarlamıştır. Bu şema Selçuklu ve Osmanlı türbe mimarisine bir atıftır. Caminin avlusu yoktur. Ancak zamanla cemaatin artması ve 1987 yılında duyulan yeni mekân ihtiyacı sebebiyle, ön kısma dikdörtgen planlı ek bir bina (son cemaat yeri) inşa edilmiştir. Günümüzde cadde üzerinden girilen bu ek bina vasıtasıyla, asıl kubbeli harim mekanına geçiş sağlanır. Caminin toplam iç alanı yaklaşık 150 metrekaredir.