Mimar Sinan Hayatı ve Türbesi

1490 – 1588 yılları arasında yaşayan ve Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya gelen Mimar Sinan, Osmanlı mimarisinin en büyük dehasıdır. Yavuz Sultan Selim döneminde devşirme olarak İstanbul’a getirilmiş ve ilk olarak marangozluk eğitimi almıştır.

Kanûnî Sultan Süleyman’ın Belgrad (1521) ve Rodos (1522) seferlerine yeniçeri piyadesi olarak katılan Sinan, gösterdiği üstün hizmetler sayesinde atlı sekbanlar arasına seçilmiştir.

Mimarbaşılığa Giden Yol

Pulya/Korfu ve Boğdan seferleri sırasında da orduda yer alan Sinan, Prut Nehri üzerinde ordunun karşıya geçmesi için kısa sürede inşa ettiği köprüyle Lütfi Paşa’nın takdirini kazanmış ve 1537 yılında Mimarbaşı görevine getirilmiştir.

Yaşamı boyunca padişahlarla birlikte pek çok sefere katılarak farklı mimari kültürleri yakından inceleme fırsatı bulmuştur. Selçuklu ve Safevi dönemi yapılarından, antik eserlerden ve Mısır piramitlerinden etkilendiği bilinmektedir.

Kendi Dilinden Başyapıtları

Mimar Sinan, kendi mimari gelişimini şu üç büyük eseriyle özetlemiştir:

  • Çıraklık Eseri: Şehzade Camii
  • Kalfalık Eseri: Süleymaniye Camii
  • Ustalık Eseri: Edirne Selimiye Camii

Mimar Sinan kendisi bizzat eline kalem alıp bir kitap yazmamıştır; ancak ömrünün son yıllarında yakın dostu, dönemin ünlü şair ve nakkaşı Sâî Mustafa Çelebi’ye hayatını, anılarını ve inşa ettiği yapıların listesini yazdırmıştır.

Sinan’ın kendi ağzından anlatılan ve otobiyografik bir üsluba sahip olan bu yazılı miras, temelde iki önemli eser (risale) altında toplanır. Sitenizdeki Mimar Sinan içeriğini zenginleştirecek bu yazılı eserlerin özeti şu şekildedir:

1. Tezkiretü’l-Bünyan (Yapılar Kitabı)

Mimar Sinan’ın çocukluk yıllarından, devşirilerek İstanbul’a getirilmesinden, yeniçerilik dönemindeki seferlerinden ve nihayetinde mimarbaşılığa yükselişinden bahseden edebi bir anı-biyografi eseridir.

  • Odak Noktası: Sadece kuru bir yapı listesi değildir; Sinan’ın başyapıtları olan Süleymaniye ve Selimiye camilerinin inşa süreçlerini, Prut Nehri üzerine kurduğu ünlü köprünün hikayesini ve dönemin padişahlarıyla (özellikle Kanûnî Sultan Süleyman) olan diyaloglarını içerir.
  • Değeri: Büyük ustanın karşılaştığı mimari ve lojistik zorlukları nasıl aştığını, kendi iç dünyasını ve sanat anlayışını onun kendi cümleleriyle anlamamızı sağlayan en önemli birinci el kaynaktır.

2. Tezkiretü’l-Ebniye (Yapılar Tezkeresi)

Tezkiretü’l-Bünyan ile doğrudan bağlantılı olan bu eser, anılardan ziyade Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan yapıların resmi ve kategorize edilmiş eksiksiz bir kataloğu niteliğindedir.

  • Odak Noktası: Sinan’ın ömrü boyunca tasarladığı, inşa ettiği veya mimarbaşı olarak yönetimini üstlendiği cami, mescit, medrese, türbe, imaret, hastane, su kemeri, köprü, saray ve hamam gibi 340’tan fazla yapıyı sınıflandırarak listeler.

Türbenin Mimari Özellikleri

1588 yılında vefat eden büyük usta, “kalfalık eserim” dediği Süleymaniye Külliyesi’nin bir parçası olarak inşa edilen kendi türbesine defnedilmiştir. Türbenin öne çıkan mimari detayları şunlardır:

  • Konum: Köşeli kubbeli sebilin arkasında, iki sokağı ayıran üçgen bir arazi üzerinde yer alır.
  • Avlu Yapısı: Arazi, iki tarafı geometrik şebekeli pencerelerle bezeli bir avlu duvarıyla çevrilidir.
  • Yapı Malzemesi: Avlu içindeki dikdörtgen planlı, üzeri açık türbe; küfeki taşı ve mermerden inşa edilmiştir.
  • Örtü Sistemi: Yapı, sivri kemerlerle birbirine bağlanan altı sütunun taşıdığı zarif bir kubbe ve tonozla örtülüdür.
  • Sanduka: Mimar Sinan’a ait mermer sanduka bitkisel motiflerle süslenmiştir.
  • Defin Durumu: Türbenin ana bölümünde yalnızca Mimar Sinan medfundur. Ancak avlu içerisinde üç kişiye ait mezar daha bulunmaktadır.

Sâî Mustafa Çelebi’nin Kitabesi

Türbenin camiye bakan cephesinde yer alan ve Mimar Sinan’ın yakın dostu Sâî Mustafa Çelebi’nin sülüs hatla yazdığı kitabe, Koca Mimar’ın hayatını ve eserlerini edebi bir dille özetler. Koca Mimar’ın Süleymaniye Cami-i Şerifi kurbundaki (yakınındaki) türbesi üzerinde şu kitabe okunmaktadır:

Ey iden bir iki gün dünyâ sârayında mekân Cây-ı âsayiş değildir âdeme mülk-i cihân

Hân Süleyman’a olub mi’mâr, bu merd-i güzîn Yapdı bir cami, verir Firdevs-i a’lâdan nişân

Emr-i şâh ile kılıp su yollarına ihtimâm Hızr olub âb-ı hayatı âleme kıldı revân

Çekmece cisrine bir tâk-ı muallâ çekti kim Aynıdır âyine-i devrânda şekl-i kehkeşân

Kıldı dört yüzden ziyade mescid-i âli bina Yaptı seksen yerde câmi bu azîz-i kârdan

Yüzden artık ömr sürdü akıbet kıldı vefât Yattığı yeri Huda kılsın onun bağ-ı cinân

Rihletinin Sa’i-i dâ’i dedi târîhini “Geçti bu demde cihandan pîr-i mi’mârân Sinân” (H. 996)

(Rûhiçün Fâtiha ihsân ede pîr ü civân)

Mimar Sinan Türbesi Konumu

Yorum yapın