Şeyh Abdüllatif Kudsi Haytı ve Türbesi

Şeyh Abdüllatif Kudsi Türbesi, Sultan II. Murad tarafından din adamı ve mutasavvıf Abdüllatif Kudsi (1385-1452) adına, 15. yüzyıl ortalarında inşa ettirilmiştir. İbn Ganim ve İbn Benâne diye meşhur bir ailenin çocuğu olan Abdüllatif Kudsi, eğitimine Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek başlamış; ardından babasından ve dönemin alimlerinden sarf, nahiv, fıkıh, ferâiz, meâni ve beyân ilimlerini tahsil etmiştir. Türbenin altında kripta bölümü (mezar odası) bulunmakta olup, bu bölümün önünde eskiden bir sofa olduğu ve burasının da çilehane olduğu tahmin edilmektedir.

Manevi Yolculuğu ve Zeyniyye Tarikatı

Zekâ ve kabiliyetiyle hocalarının dikkatini çeken Kudsi, daha sonra devrin meşhur sûfilerinden Şeyh Abdülaziz’e intisab ederek ondan icazet ve irşad izni almıştır. Horasan’dan gelip hacca giderken Kudüs’e uğrayan Zeyniyye tarikatının kurucusu Zeynüddin-i Hâfî’yi evinde misafir ederek sohbetlerinden faydalanmıştır. Hocasıyla birlikte hacca gitmeyi çok arzu etse de annesi rahatsız olduğu için mürşidinin izniyle Kudüs’te kalmıştır.

Abdüllatif Efendi, hac dönüşü hocası Zeynüddin-i Hâfî ile birlikte Horasan’a giderek yeniden seyr-ü sülûka başlamıştır. Hocasının tavsiyesiyle Câm şehrine gidip Ahmed Nâmık-ı Câmî hazretlerinin türbesinde kırk gün süren “erbain”e girmiş, bu sırada hocasıyla düzenli olarak mektuplaşmıştır. Müridinin iç dünyasındaki değişimleri bu mektuplarla takip eden Zeynüddin-i Hâfî, ona icazetnamesini göndererek insanlara hak yolunu tanıtması için irşadla görevlendirmiştir. Kudüs üzerinden Bursa’ya geldiği için kendisine, Kudüslü anlamında “Kudsi” lakabı verilmiştir.

Konya ve Bursa Yılları

Kudüs’ten tekrar ayrıldıktan sonra Şam’a geçmiş, ardından 1447’de Konya’ya giderek burada medfun bulunan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sadreddîn-i Konevî ve Şems-i Tebrîzî hazretlerinin kabirlerini ziyaret etmiştir. Onlarla âlem-i manada görüşüp halleriyle hallenmiş ve burada kaldığı sürece Sadreddîn-i Konevî Zaviyesi’nde irşad görevini sürdürmüştür. 1448’de Bursa’ya gelerek Zeyniyye tarikatının Bursa’da yayılmasında ve tanınmasında çok önemli faaliyetlerde bulunmuştur. Müritlerinden İranlı Hoca Bahşâyiş tarafından 1449 yılında yaptırılan Zeyniler Dergahı’nı kurmuştur. Kudsi’nin yerleştiği semt daha sonra bağlı bulunduğu tarikat sebebiyle “Zeyniler” adını almıştır.

Yetiştirdiği Talebeler ve Halifeleri

Abdüllatif-i Kudsî, “zahiri ve bâtınî ilimleri” şahsında birleştirerek yalnızca dervişleri değil, dönemin önde gelen âlimlerini de etkilemeyi başarmıştır. Yetiştirdiği birçok sûfî arasında öne çıkanlar şunlardır:

  • Abdüllatif-i Kudsî’den sonra postnişin olan Taceddin İbrahim Karamânî. Manavgatlı Yahşî Fakîh’in oğlu olan Taceddin İbrahim, mürşidinin denetiminde bir ara yalnız başına Uludağ’a çıkmış ve ıssız orman içinde münzevî bir hayat sürmüştür.
  • Hacı Halife ibni Vefa (ö. 1489).
  • Şeyh Vefa Sultan lakaplı Muslimuddin Mustafa b. Ahmed.
  • Osmanlı tarih yazıcılığında iz bırakan Âşıkpaşazâde.

1452’de vefat ettiğinde Zeyniler Camii‘nin güneybatısındaki türbesine defnedilmiştir. Türbede kendisiyle birlikte halifeleri Taceddin İbrahim Karamânî, Hacı Halife, Bolulu Mehmed Efendi (ö. 1504) ve Çankırılı Safiyyüddin Efendi (ö. 1529) de medfundur. Beşinci halife Tosyalı Nasuh Efendi ise türbe dışında zaviye haziresine defnedilmiştir.

İlim ve Ahlaka Dair Öğütleri

Abdüllatif Kudsi’ye göre ilim; şan, şöhret ve makam için değil, ahlaki olgunluk kazanmak ve kalp ibadeti için tahsil edilmelidir. Ona göre öğretmen (mürşid); azarlayıcı ve kınayıcı değil, şefkatli, lütuf ve rahmet timsali olmalıdır. Öğretmen, talebeden maddi bir karşılık veya bir teşekkür dahi beklememeli; talebeye verilecek görevler onun kapasitesine ve meşrebine uygun olmalıdır. Öğrenci ise kibir ve gösteriş tuzağına düşmemek için bu uyarılara dikkat etmelidir.

Mimari Yapı ve Onarımlar

Türbe kare planlı ve tek kubbelidir. Türbede altı adet lahit bulunmaktadır. 1855 depreminde tamamen yıkılarak harap olan türbe, daha sonra bugünkü plan şemasında yeniden inşa edilmiştir. 1958 ve 1965 yıllarında onarım görmüştür. Zeyniyye tarikatı Anadolu’daki tasavvufi hareketlerin şekillenmesinde kritik bir rol oynamış, Abdüllatif-i Kudsî ise Osmanlı Devleti’nin dinî ve fikrî yapısının oluşumuna katkıda bulunan manevî mimarlardan biri kabul edilmiştir.

Türbenin Konumu

Yorum yapın

Paylaş
Paylaş