Mutasavvıf, müfessir ve şair olan İsmail Hakkı Bursevi, 14 Eylül 1653 Pazar günü Aydos’ta (Bulgaristan) dünyaya geldi. Uzun yıllar Bursa’da yaşadığı için “Bursevi”, Celvetiyye Tarikatı’na mensubiyeti nedeniyle “Celvetî” lakaplarıyla tanındı. Babası Mustafa Efendi (Aksaraylı), İsmail Hakkı’nın doğumundan bir yıl önce Aydos’a yerleşmiş ve Celvetî şeyhi Atpazarlı Osman Fazlı’nın müridi olmuştu. İsmail Hakkı, yedi yaşında annesi Kerime Hanım’ı kaybetti; babaannesi tarafından büyütüldü. Babasının da vefatı üzerine yetim kaldı.
İlk eğitimini Aydos’ta Şeyh Ahmed Efendi’den aldı. On bir yaşında Edirne’ye giderek Şeyh Abdülbaki Efendi’den Arapça, sarf, nahiv, fıkıh ve kelâm dersleri aldı. Hüsn-i hat (güzel yazı) ile meşgul oldu. Daha sonra İstanbul’a gidip Şeyh Osman Fazlı’ya intisap etti. Onun gözetiminde Kelâm, Feraiz (Miras Hukuku), Fıkıh Usulü gibi ilimleri öğrendi; Mehmet Efendi’den tecvid, Hafız Osman Efendi’den hat dersleri aldı. Ayrıca Aziz Mahmud Hüdâyî’nin ilahilerini besteleyerek mûsikiye olan ilgisini geliştirdi. 1673’te icazetnamesini alarak vaaz vermeye başladı.
1685’te şeyhi Osman Fazlı’nın isteğiyle Edirne’ye gitti ve üç ay boyunca onun evinde kalarak İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’ini okuma fırsatı buldu. Aynı yıl, şeyhi tarafından Bursa’ya halife olarak atandı. Ulu Cami, Orhan Camii ve Kaygan Camii’nde vaazlar verdi, tefsir ve hadis dersleri okuttu. Temmuz 1685’ten Eylül 1705’e kadar süren vaazlarında Kur’an-ı Kerim’i baştan sona tefsir ederek meşhur Rûhu’l-Beyân adlı eserini tamamladı. Bu tefsir, 23 hicrî yılda tamamlandı ve tasavvufi yorumlarla dikkat çekti.
1695-1696’da II. Mustafa’nın davetiyle Avusturya seferlerine katıldı, gazâ unvanı aldı. 1700 ve 1710’da olmak üzere iki kez hacca gitti. 1710’da Mısır’a uğradı; Kahire’de üç ay kalarak Ezher müderrislerine icazet verdi. 1717’de Muhyiddin İbn Arabî’ye duyduğu saygı nedeniyle Şam’a giderek üç yıl kaldı. 1723’te İstanbul’dan ayrılıp Bursa’ya döndü ve son yıllarını irşad faaliyetleriyle geçirdi. Kendi imkânlarıyla bir cami inşa ettirdi.
9 Zilkade 1137 (20 Temmuz 1725) Perşembe günü Bursa’da vefat etti. Kabri, kendi adıyla anılan caminin haziresindedir.
Eserleri
Eserlerini bizzat el yazısıyla kaleme alan İsmail Hakkı Bursevi’nin 130’dan fazla çalışması bulunmaktadır. Başta Rûhu’l-Beyân olmak üzere Şerh-i Muhammediyye, Kitâbu’l-Hitâb ve Tuhfe-i Hasekiyye en bilinenleridir.
İlahi
Ey dil bu firkate ölünce ağla
Gitti Fatımatü’z-Zehra dünyadan
Zehr-i gam iç da’im ciğerin dağla
Gitti Fatımatü’z-Zehra dünyadanDöndürüp Hazret-i Mevla’ya yüzü
Açıldı ol dostun yüzüne gözü
Mustafa’nın bağrı paresi kızı
Gitti Fatımatü’z-Zehra dünyadanVefatı erecek gör ki neyledi
Hazret-i AIi’ye halin söyledi
Hasanla Hüseyn’e veda eyledi
Gitti Fatımatü’z-Zehra dünyadanKabrinden Mustafa uzatıp eli
Ver bana kızımı dedi ya Ali
Ravzasına aldı ahir ol gülü
Gitti Fatımatü’z-Zehra dünyadanMelek hayran idi hüsnüne onun
Reşk ederdi mihri çarh-ı gerdanın
Sevgilisi Hadice-i Kübra’nın
Gitti Fatımatü’z-Zehra dünyadanDüşüp hake ahir gülberg-i eliEbr-i kabre girdi şems-i cemaliHakkıya gözlerde kaldı hayaliGitti Fatımatü’z-Zehra dünyadan
İsmail Hakkı Bursevi / Şerh-i Muhammediyye