Hattat Abdülfettah Efendi Hayatı ve Kabri

815 yılında köle bir ailenin ferdi olarak dünyaya gelen Abdülfettah Efendi, genç yaşta Hüsrev Paşa tarafından satın alınarak imparatorluğun payitahtına getirildi. Burada kendisine sunulan fırsatları azmi ve sanatsal kabiliyetiyle birleştiren sanatçı, hat sanatına olan tutkusunu dönemin büyük ustalarının rahlesinde şekillendirdi. İlk derslerini Mustafa İzzet Efendi’den almış, daha sonra sülüs ve nesih yazılarını Hafız Vahdetî Efendi’den icazet alarak taçlandırmıştır.​

Onun yazılarındaki en belirgin özellik, Mustafa Rakım Efendi ekolüne olan bağlılığıdır. Özellikle celî sülüs yazılarındaki ihtişam ve denge, bugün hala hat sanatının en rafine örnekleri arasında gösterilmektedir.

Abdülfettah Efendi, Sultan II. Mahmud’dan Sultan II. Abdülhamid’e kadar beş padişah devrinde eserleri görülen ve takdir edilen velûd bir hattattır.

Devlet Hizmetinde Bir Sanatçı

​Abdülfettah Efendi sadece bir hattat değil, aynı zamanda bir bürokrat ve diplomattı.​ Darphane-i Amire’de önemli görevler üstlendi ve sikkelerin üzerindeki yazıların tasarımında emeği geçti.​Saray Hattatlığı yaparak padişahın takdirini kazandı.​Viyana ve Paris gibi Avrupa şehirlerinde bulunarak kültürel bir köprü vazifesi gördü.​

Öne Çıkan Eserleri​

Onun fırçasından ve kaleminden çıkan eserler, İstanbul ve Bursa başta olmak üzere pek çok şehrin silüetine kazınmıştır:

​İstanbul (Süleymaniye, Beyazıt, Yıldız Hamidiye, Ertuğrul, Aksaray Vâlide, Altunizade camileri, Fâtih Türbesi, Topkapı Sarayı Bâb-ı Hümayun’u, Beylerbeyi Sarayı ve birkaç çeşme), Süleymaniye Camii’ndeki celî sülüs yazılar da Abdülfettah Efendi’nin eseridir.

Bursa Ulucami’de çifte “Allah Hû” levhası celî sülüs yazı türüyle hattat Abdülfettah Efendi tarafından 1275 (miladi 1858/1859) yılında hazırlanmıştır. Bunun yanında asılı bulunan, bu levhayı yazdığı sırada kullandığı kendi icadı olan ve bir defasında yazarken de Sultan Abdülmecid’in takdirle seyrettiği, ağaçtan yapılma büyükçe celî kalemi levahının yanında asılıdır.

Bursa Ulucami’de çifte “Allah Hû” ve ağaçtan yapılma büyükçe celî kalemi

Levhanın merkezinde yer alan yazıda “Yâ Hayyu Yâ Kayyûm” ibaresi bulunurken, hemen üst kısmında külah şeklinde müsenna (iki taraflı) olarak yazılmış “Yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm” istifi dikkat çekmektedir. Bunun altında ise beyaz renkle yine müsenna olarak “Yâ Hazret-i Mevlâ” ifadesi yer almaktadır.

Edirne, Kastamonu (Şâbân-ı Veli Türbesi), Şam, Girit gibi Osmanlı şehirlerinde levha ve taşa kazılmış kitâbeleri, pûşîde (örtü) ve perde üstüne işlenmiş celî yazıları ve tuğraları mevcutsa da bir kısmının bugünkü durumu bilinmemektedir.

Ayrıca, ser-sikkeken olarak Osmanlı altın ve gümüş para, nişan ve madalyonlarının, kâğıt paraların kalıplarının hakkedilmesinde ve imalinde büyük emeği geçmiştir.

Kitabeler: İstanbul’un pek çok tarihi binasında ve çeşmesinde onun imzasını taşıyan mermer kitabeler bulunur.

Hattat Abdülfettah Efendi, 16 Ekim 1896’da Vaniköy’deki yalısında vefat etmiş ve naaşı Sultan II. Mahmud Türbesi Haziresi’ne defnedilmiştir.

Kaynakça:

  • TDV İslâm Ansiklopedisi, “Abdülfettah Efendi”
  • İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Son Hattatlar
  • Şevket Rado, Türk Hattatları,
  • ISAM (İslam Araştırmaları Merkezi) Veri Tabanı, “İstanbul’da Medfun Hattatlar”
  • ketebe.org
  • ulucamibursa.com

Yorum yapın

Paylaş