Harcında Kâbe Toprağı Olan Cami: Beşiktaş Küçük Mecidiye Camii

Küçük Mecidiye Camii, Sultan Abdülmecid tarafından Hicri 1265 (Miladi 1848) yılında yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecid dönemi, Osmanlı mimarisinde Batılılaşma etkilerinin ve eklektik (karma) üslubun doruğa ulaştığı bir zaman dilimidir.

Caminin mimarı, saray mimarları ailesinden olan ünlü Balyan ailesi mensubu Garabet Amira Balyan‘dır.

Osmanlı Padişahlarının Mekke, Medine ve Kudüs’e olan hürmeti ve derin sevgisi herkesçe bilinir. Sultan Abdülmecid Han da Küçük Mecidiye Camii’ni yaptırırken bu hürmetini unutulmaz bir adımla göstermiştir: Caminin harcına kutsal topraklardan, Kâbe-i Muazzama’dan getirilen toprak karıştırılmıştır.

İstanbul’da Başka Hiçbir Camide Yok: Kubbedeki “Toprak Künk” Sırrı!

Küçük Mecidiye Camii, sadece tarihiyle değil, mimari zekasıyla da görenleri hayrete düşürüyor. 2014 yılında tamamlanan kapsamlı restorasyon çalışmaları sırasında, kubbe kurşunlarının sökülmesiyle mimaride eşine rastlanmamış bir sürprizle karşılaşıldı:

Eşsiz Mimari Çözüm: Kubbenin üzerinde topraktan yapılmış özel bir künk örgü sistemi keşfedildi. Mimar Garabet Balyan ve ustalar; tuğla ile örülen kubbenin formunu biraz daha yükseltmek, ancak bunu yaparken yapıya ekstra yük ve ağırlık bindirmemek amacıyla topraktan künkler kullanmışlardı. İstanbul’daki başka hiçbir camide benzeri bulunmayan bu dahiyane yöntem, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin mühendislik başarısını gözler önüne sermektedir.

Diğer Adları: Teşrifiye ve Misafir Camii

Küçük Mecidiye Camii’nin bilinen bu adının dışında iki ismi daha vardır: Teşrifiye Camii ve Misafir Camii.

Caminin etrafında zamanında Sıbyan mektebi, medrese ve yakınında bir kervansaray bulunuyordu. Buraya gelen misafirler, yolcular ve hatta Anadolu’ya sefere veya göreve gidecek olan askerler burada konaklayıp ibadet ederlerdi. Cami, kapılarını cömertçe tüm misafirlere açtığı için halk arasında bu anlamlı isimlerle de anılmıştır.

Minarede Kuşlar İçin Düşünülmüş Merhamet: 96 Adet Su Çanağı

Osmanlı medeniyetinin doğaya ve hayvanlara verdiği değerin en güzel kanıtlarından biri bu caminin minaresinde gizlidir.

Küçük Mecidiye Camii’nin tek minaresinde, şerefenin hemen altında tam 96 adet küçük çanak yer alır. Yağmur sularını biriktirmek üzere özel olarak tasarlanan bu çanaklar, kuşların susuz kalmayıp rahatça su içebilmesi için yapılmıştır. Gökyüzündeki can dostlarımızı düşünen bu zarafet, camiye ayrı bir ruh katmaktadır.

Padişahın Bizzat Kendi Eliyle Yazdığı Hat Eserleri

Küçük Mecidiye Camii’ni benzersiz kılan bir diğer detay ise, yapımını adım adım takip eden Sultan Abdülmecid’in bir hat sanatçısı olarak yapıya kendi imzasını atmasıdır:

  • Sultanın Kendi Kaleminden: İbadet alanını aydınlatan pencerelerin üzerinde yer alan Dört Halife (Cihar-ı Yâr-i Güzîn) levhaları, bizzat Sultan Abdülmecid tarafından kat’ı tekniği (kağıt/deri oyma sanatı) ve celi sülüs hatla yazılmıştır. Levhaların altında padişahın imzası yer alır.
  • Minberdeki Kelime-i Tevhid: Kırmızı Somali mermerinden yapılan göz alıcı minberin kapı üstünde, yine Sultan Abdülmecid’in kendi elleriyle yazdığı “Kelime-i Tevhid” bulunur.
  • Nûr Suresi ve Gönül Pencereleri: Tam 20 pencere ile adeta ışık havuzuna dönen caminin kubbe ortasında, dönemin büyük hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yazdığı şu ayet ışıldar:“Allah, göklerin ve yerin nurudur.” (Nûr Suresi, 35. Ayet)

Görkemli Avlu Kapısı ve Tarihi Kitabe

Caminin kuzeyinde, yüksek duvarlarla çevrili huzurlu bir avlu sizi karşılar. Geniş mermer söveli ve taç motifleriyle süslenmiş ana kapının her iki yanında, sokağa bakan beşer adet pencere bulunur.

Kapının üzerindeki mermer alınlıkta Sultan Abdülmecid’in Tuğrası ve hemen altında Şair Ziver Paşa’nın yazdığı, Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin talik hatla işlediği 1848 (Hicri 1265) tarihli inşa kitabesi okunmaktadır.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: