
Bursa, bağrında barındırdığı evliyalar, dervişler ve erenler şehri olarak bilinir. Bu şehrin manevi mimarları arasında, özellikle Molla Fenari Mahallesi’nde bulunan türbeleriyle bilinen ve halk arasında derin bir hürmetle anılan üç zat vardır: Üç Kuzular.
Peki, yüzyıllardır Bursa’nın manevi iklimini mayalayan Üç Kuzular kimdir ve hikayeleri nereye dayanmaktadır?
Buhara’dan Bursa’ya Uzanan Bir Hicret
Hicri 825 (Miladi 1422) yılında, İslam dünyasının o dönemki en büyük ilim ve irfan merkezlerinden biri olan Buhara’dan yola çıkan üç mübarek zat, Osmanlı’nın payitahtı Bursa’ya hicret etmiştir. Bu zatlar:
- Seyyid Şeyh Safiyyüddin Efendi
- Şeyh Muhammed Efendi
- Açıkbaş El-Şeyh Ali Efendi‘dir.
Nakşibendiyye tarikatına mensup olan bu gönül sultanları, Bursa’ya geldiklerinde dönemin en büyük manevi otoritesi ve Peygamber efendimizin soyundan gelen Emir Sultan Hazretleri’nin halkasına dahil olmuşlardır.
“Kuzularım” Hitabının Sırrı
Bu üç zat, Emir Sultan Hazretleri’ne öylesine büyük bir sadakat, teslimiyet ve muhabbetle bağlanmışlardır ki, onun dizinin dibinden bir an olsun ayrılmamışlardır. Emir Sultan Hazretleri, bu genç dervişlerin temiz ahlakına, safiyetine ve kendisine olan bağlılıklarına ithafen onlara şefkatle “Kuzularım” diye hitap etmiştir.
Zamanla bu güzel hitap, halk arasında bir unvan haline gelmiş ve bu üç veli zat asırlardır “Üç Kuzular” olarak anıla gelmiştir.
Üç Kuzular’ın Bursa’ya yerleşmesi, sadece şahsi dervişlik hayatlarından ibaret kalmamıştır. Onların vefatlarının ardından, hatıralarını ve irşad faaliyetlerini yaşatmak amacıyla Molla Fenari Mahallesi’ndeki bu dik yamaçta bir Zâviye (Tekke) kurulmuştur.
Bu mekan, asırlar boyunca Bursa’nın en önemli tasavvuf merkezlerinden biri haline gelmiştir. Külliyenin yapısı ve tarihi gelişimi şu şekildedir:
- Üç Kuzular Tekkesi (Zâviyesi): Nakşibendiyye tarikatının Bursa’daki ilk ve en önemli kalelerinden biri kabul edilir. Burası asırlar boyunca dervişlerin yetiştiği, fakirlere aş dökülen, ilim ve zikir meclislerinin kurulduğu bir irfan yuvası olmuştur.
- Tekke Şeyhleri ve Soyun Devamı: Tekke’nin şeyhlik makamı (postnişinlik), doğrudan Üç Kuzular’dan soyunu devam ettiren tek zat olan Seyyid Şeyh Safiyyüddin Efendi’nin nesline emanet edilmiştir. Beliğ Mehmed Emin Efendi gibi Osmanlı tarihçilerinin kayıtlarına göre; Şeyh Safiyyüddin’in çocukları ve torunları, Osmanlı’nın son dönemine kadar bu tekkede postnişin (şeyh) olarak görev yapmış, babalarının manevi sancağını dalgalandırmışlardır. Üç kuzular tekkesi şeyhlerinin türbesi bu alan içinde yer almaktadır.
- Üç Kuzular Camii: Başlangıçta tekkenin tevhidhânesi (zikir yapılan alanı) ve mescidi olarak kullanılan bu yapı, zamanla genişletilerek ve onarımlar görerek günümüzdeki camii formuna kavuşmuştur. Bursa’nın geleneksel ahşap tavanlı ve kiremit çatılı sivil mimari estetiğini taşıyan bu yapı, mahalle halkının ve ziyaretçilerin ibadet merkezidir.